18 Haziran 2015 Perşembe

Bursa

Bursa'ya karşı nedensiz bir sevgi var içimde. Bu sanırım 4. gidişim oluyor, ama bu sene bir daha gitmek istiyorum. Tarihi havasından olsa gerek bu aşk. Yani aslında öyle çok Osmanlıcı bir insan değilim ama ne bileyim çok seviyorum Bursa'yı. Her şey var içinde, tarih dersen var, kayak yüzme dersen o da var. Muazzam köyleri var Cumalıkızık ve Gölyazı gibi. Yemek ayrı bir konu zaten. Kestane şekerinden tut da zeytine, en önemlisi iskenderi var yahu daha ne olsun. :D Bursalı olmayı çok isterdim ya da birinci dereceden bir tanıdığımın olmasını isterdim ki ebeveynim rahatlıkla gönderebilseymiş. Ahhh ahhh bunlar hep kısmet. :p Hatta arapça kursunda memleketinizi tanıtıyordunuz, ben Bursa'yı anlatmıştım. Öyle çok seviyorum. (bu kaçıncı oldu seviyorum dediğim :p) Neyse arkadaşım da orada oturuyor, daha doğursu Orhangazi'de, onu da uzun zamandır görmemiştim, annemler de yoktu fırsattan istifade gideyim dedim.
Aslında ilk gün İznik'e gitmiştik, onun ayrı bir gönderisi olacak. Bursa'da ilk olarak Tophane'ye gittik. En son 2007de gitmiştim, o zamandan beri bayağı değişmiş. TOKİ elini oraya da atmış. Hayır madem yapıyorsunuz, neden tam şehrin göbeğine dikiyorsunuz? Tophane'den bakayım dedim manzaraya şok oldum. Yazık günah be.


Tophane'de Osman ve Orhan Gazi'nin türbelerine bir bakındıktan sonra Pınarbaşı tarafına doğru yürüdük. Yani bence oranın adı öyleydi. :p Çünkü bir mezarlığın yanından geçtiğimiz hatırlıyorum. Haritan baktım da şimdi Pınarbaşı diyor. Google babaya güvendim. :p


Pınarbaşı'ndan yürüye yürüye Ulu Camii'ye geldik. Üniversiteden bir arkadaşım da oralı, onunla buluşup Yeşil Camii'ye gittik. Yeşil Camii'ye muhakkak girmişimdir öteki gidişlerimde ama aklımda kalmamış. Nasıl kalmamış anlayamadım, pes yani. Öyle bir camii nasıl aklımda kalmaz yahu? :D Mimarisinden tutun da içindeki çinileri, o ince el işleri beni benden aldı. İçinde bildiğiniz kafayı yedim. Hatta arkadaşım İsra deli gibi gözüküyorsun dedi ahahah o derece.


Camii 1419da Çelebi Mehmet tarfından yaptırılmış. Türbesi de oradaydı zaten. Bursa'da yaşasaydım burası benim için Süleymaniye gibi olurdu. Ulu Camii'ye ki kendisi benim gözümde Sultan Ahmet olur göre daha sessiz. 


Yeşil'den Emir Sultan'a gittik. Burayı da hayal meyal hatırlıyordum. Ne yalan söyleyeyim pek sevemedim bu camiiyi. :p Avlusu çok güzeldi, zaten en büyük özelliği de o sanırım. Bir de önceki gün İznik'i baştan sona kırk kere yürüdüğümüzden midir nedir aşırı yorgundum.Bir de üstüne Bursa yürüyüşleri binince Emir Sultan'da bacaklarım tutmamaya başladı. :P


Kelimenin tam manasıyla sürüne sürüne Ulu Camii tarafına gelip ilk önce bir yemek yedik, sonra da camiinin içine girdik. Camii için tek söyleyebileceğim gerçekten ulu bir camii. :D:D Belki top 10 camii sıralamamda ilk 3e girmiyor ama çok severim kendisini. Mimarisi aynı Edirne Eski Camii gibi. Tek bir kocaman kubbe değil, dikdörtgen bir binanın üstünde küçük küçük kubbeleri var. Yıldırım Beyazıt tarafından 1400 yılında yaptırılmış. Yani yapımı o sene bitmiş.


Ferahlığı, içindeki minik şadırvanı, duvarlardaki koca koca hatları o kadar güzel ki. Bıraksanız 3-4 saatt dururdum orada. Lakin feribota yetişmem gerekiyordu. :(


Kapanış fotoğrafını da orada bulup dadandığım tatlı Japoncuklarla yapayım. :D Yemin ederim mıknatıs gibiyim, çekiyorum Japonları. :D Basketbol turnuvası için gelmişlerdi. Bu arada bir tanesi abdest almaya çalışıp namaz kıldı. Ben yerlerde tabii. :P


Allah'ım sonunda yazdım ya şu yazıyı helal bana. :D İznik'i de hemen yazarım inşallah. Şimdi gideyim de iftar sofrası hazırlayayım. Saygılar sevgiler ve hayırlı Ramazanlar. :P

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder